Denklem

Savrulan kuru yapraklar misali, bir yele kapılmış gidiyorum. Koskoca evrene sığamadığımı hissediyorum bazen, bazen de büzüşüp kalıyorum, bir karınca gibi küçücük hissediyorum kendimi. Hiç kimseye görünmek istemiyorum. Bazen kabıma sığamıyor taşıyorum dört bir yana, bazen doldurmaya çalıştığım kap dolmuyor ne kadar uğraşsam da. Bir dengenin Devamı…

Rengarenk

Kırılgan bir mum ışığı gibi sönük bir aydınlık ve ardında bıraktığı garip bir is… Elimle ovuşturduğum taş duvardan, ufalanarak dökülen kırıntılar misali minicik kurum parçaları… Naif, bir o kadar da teessürlü bir bakış ve derinliklerdeki gizem, bir girdabın ortasına düşmüş ama başı dik çırpınıyor, çırpındığını Devamı…

Ruhların Derinliğinde

Hışırtılar, altın sarısından bakıra çalan, kümelenmiş koca koca yaprakların, ayaklarımın arasındaki kaçıncı seremonisinden bilmem; ben ince uzun, iki yanı ağaçlarla kaplı yolda ilerlerken, içimde gittikçe büyüyen yalnızlığımı, doğadaki sükûnetle harmanlayarak solumaya devam ediyorum. “Ne kadar da şanslılar! ” diyorum kendi kendime. Yüzlercesi bir arada… Bakıyorum Devamı…

Sonsuzluğun Kalemi

Uhrevi bir sesin belleklerden yüreklere, yüreklerden kalemin ucundaki mürekkebe ulaşana kadar geçirdiği süreçte, kaybolan dokunuşları yakalamak istercesine, el ele tutuşup raks eden harflerin seyr ü sefası, sudaki nilüferler gibi mağrur bakıyor *leyl–i münevvere. **Kehkeşan’ın şefkatle kucakladığı o parıltılı, şaşalı evren;  eteklerindeki yıldızları, bir meltemin peşine Devamı…