EN SON SAPIK

Cennete uğurladığımız yavru meleklere… Sizi koruyamadık affedin bizi… Bugün, en son sapığı size getirdiklerini varsayarak yazmaya başlamak istiyorum. Varsayalım “Buyurun, işte bu sonuncusu, hepsini temizledik başka yok!” dediler ve eli kolu bağlı atıverdiler önünüze. Ne düşünürsünüz? “Öldürelim, asalım, linç edelim…” Hepimiz aynı şeyleri düşünüp yapmak Devamı…

BABAMA MEKTUP

Sevgili Babacığım, Biliyorum çok uzaklardasın. Ama aramıza giren senelere inat, otuz iki yıldır, ben hep bıraktığın yerdeyim. Yüreğime serptiğin tohumları büyütüyorum şimdi. Hani iyi tohumları hiç yitirmek istemeyen bir çiftçi misali sürekli; evladıma, öğrencilerime etrafımdaki herkese serpmeye çalışıyorum o tohumlardan. Biliyor musun, sen gideli dünya Devamı…

GÜNEŞ UFUKTAN ŞİMDİ DOĞAR, YÜRÜYELİM ARKADAŞLAR…

Siz hiç, bir denizin enginliğine bakıp hayaller kurdunuz mu bilmem ama bizler Karadeniz’in hırçın, dik başlı ama bir o kadar da mağrur dalgalarında süzülen Bandırma Vapuru’nun izinde hayallerini büyüten bir nesildik. Geleceğe dair tüm düşüncelerimizi, hayallerimizi resmettiğimiz nice hikâyeleri o çılgın dalgalardaki izlere yükledik çoğu Devamı…

BİR BEDENE İKİ YÜREK

Bir mucize bu anne! Dokuz ay yüreğimin sesi yüreğine karışmışken bedeninde, sesimi duyan bir sen oldun. Açlığım açlığın, tokluğum tokluğun oldu. Kimse hissetmezken beni, sen dokundun, okşadın tüm sevginle henüz var olmayan bedenimi. Sesini duydum anne! Dokuz ay, benle konuşup, bana anlattıklarınla büyüdüm önce. Hazır Devamı…