BABAMA MEKTUP

Sevgili Babacığım,

Biliyorum çok uzaklardasın. Ama aramıza giren senelere inat, otuz iki yıldır, ben hep bıraktığın yerdeyim. Yüreğime serptiğin tohumları büyütüyorum şimdi. Hani iyi tohumları hiç yitirmek istemeyen bir çiftçi misali sürekli; evladıma, öğrencilerime etrafımdaki herkese serpmeye çalışıyorum o tohumlardan.

Biliyor musun, sen gideli dünya çok değişti baba. İnsanlar çok acımasızlaştı. Hırsızlık, arsızlık, yolsuzluk, acımasızlık, kan ve vahşet sardı her yanı. Gün geçtikçe kararıyor dünya. İnsanlar, insanlığını yitiriyor. Aç gözlülük, tamahkârlık, maddi hırs, kasıp kavuruyor dört bir yanı.

Sanıyorum sevmeyi unuttu insanlar baba… Hatta hiç bilmiyorlar belki de… Sevginin adı kaldı, içi boşaldı; tıpkı diğer tüm erdemler gibi.

Sevgi, menfaatle özdeşleşti; vicdan, parası olana işler oldu. Namussa; sadece kadına mâl oldu.

Hani sen vicdanlı olmayı öğrettiğinde ben neredeyse yolda yürüyemez olmuştum ya, sen de gülmüştün bana; o, şimdiki insanlara bakınca, çocukların dinlediği bir masal oldu. Çünkü biz bisikletin tekerine rastlayan karıncayı gözettik ezmemek için, evdeki sineği öldürmemek için pencereleri açardık uçsun gitsin diye. Mahallemizdeki sokak köpeklerine, kedilerine akşamları su ve ekmek verirdik ya hani, bunları düşününce bugünkü hayvanların haline içim yandı baba.

Daha iki gün önce yavru köpeği bacaklarını kesik görseydin, bir daha ölesin gelirdi eminim. Benim geldi. Yüreğim lime lime oldu. Utandım insanlığımdan. İnsanlar, insanlığını yitirdi demiştim ya hani baba, işte böyle, yavru bir köpeğe zulmedecek kadar cani oldu bir zamanların eşrefi mahlûkatı. Nerde kaldı şimdi ona bahşedilen şerefi bu mahlûkatın?

Artık herkes yalan söylüyor baba. Dürüstlük saflık oldu bugünlerde. Alın teri pul oldu; hile hurda, altın. Emeğin hükmü kalmadı; zira kurnazlık artık La Fontaine’in masalı olmaktan çıkıp kıymet kazandı. Helal kazanın, harama sakın meyletmeyin derdin hep. Çok şükür hiç haram lokma yedirmedin bize. Senden sonra biz de hiç tevessül etmedik harama. Hep öğrettiğin gibi var gücümüzle çabaladık, hak etmediğimizi almadık. Ama atı alan Üsküdar’ı geçti baba!

Okuyun, araştırın, öğrenin dedin, gözünüzle görmediğinize, kulağınızla işitmediğinize itibar etmeyin dedin. Aklın, bilimin, sanatın ve edebiyatın kapılarını araladın önümüze. Araladığın kapıdan girdik içeri. Bilginin deryasında, sanattan, edebiyattan aklımızın elverdiğince faydalanmaya çalıştık hep. Ama cehalet prim yaptı baba! Onca cahilin arasında bir mum ışığına dönüştü bilgimiz. İnan ki; okumayan, araştırmayan, sormayan sorgulamayan bir insan seli arasında cehaletin karanlığına gömülmek üzereyiz.

İnanç, önemli dedin. İslam’ı öğrettin. Kaynak olarak Kur’an-ı Kerim’i gösterdin. Biz de hiç şaşmadık o yoldan. İmanla itaat ettik ama okuyarak öğrendik. Ne tarikata ne şeyhe ihtiyaç duyduk. Çünkü aklımıza her takılanın cevabını mukaddes kitabımızda bulduk. Kulaktan dolma bilgilere değil, Allah’ın söylediğine vakıf olduk. O yüzden kandıramadı bu yaşımıza kadar çok şükür hiç kimse. Ama gel gör ki bugün insanların inançları bile tehlikede. Cehaletin hüküm sürdüğü mecralarda, herkes menfaati doğrultusunda kullanır oldu dinimizi. Hiçbir zaman, bira araya gelemeyecek iki kelime, İslam ve terör yan yana, artık dünyanın gündemine oturdu. Oysa böylesi kutsal bir dinle nasıl bir araya gelebilir o mesnetsiz sözcük? Yani dinimiz bile cahil insanların eline oyuncak oldu, zayi oldu.

Bilgi, her yerden öğreniliyor artık. Bilgisayarlar, akıllı telefonlar var senin göremediğin. Ama gel gör ki, insanlık mumla aranır oldu; çünkü vicdanlı, namuslu, dürüst, ahlaklı insan artık karaborsa oldu. Şaşıracaksın belki ama kimse de bu erdemlere sahip olmak istemiyor artık. Çünkü erdemli olmak saf olmakla; kazanmak, yükselmek, ilerlemek dalkavuklukla özdeşleşti.

Yani anlayacağın canım babam, sen gittin belki sadece hayatını kaybettin ama biz kalarak insanlığımızı kaybediyoruz. Seni ne çok sevdiğimi ve özlediğimi yazmak için çabalamadım dikkat edersen çünkü bunun için üretilmiş kelime olduğunu zannetmiyorum. Tarif edemiyorum kelime yoksunluğundan sevgimi özlemimi.

Ama şunu bil ki öğrettiklerini uygulamak için direniyorum ve ölene kadar da direneceğim. Ve benden sonraya da senden izler bırakacağım… Sen rahat uyu. Bütün dualarım, minnetim, sevgim özleminle kavrulan yüreğimde seninle…

Mekânın cennet olsun canım babam… 17.06.2018

Kızın

Facebooktan yorum yazın
Sosyal medyada paylaşın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir