BARIŞ ÇUBUĞU

Gözyaşlarının sel olduğu günlerden geçiyoruz ne yazık ki. Akıntıya kapılmayayım diyen de demeyen de yanardağdan püsküren kızgın bir lav misali akan selin içinde sürükleniyor.

Dört bir yanımız savaş, terör ve şiddetle çevriliyken; insanlar, kaos ve kandan beslenirken; kadın, taciz; çocuk, istismar; hak ve özgürlükler suiistimal edilirken, barıştan söz etmek, sözcüklerin yüreğine bir parmak bal çalmaktan öte geçemiyor artık. Tadı damağımızda kalan bu sözcük, bizi doyurmadığı sürece günden güne  sadece daha da anlamsızlaşıyor, büyüsünü yitiriyor.

Bugün dünya barış günü…

Ama barış, dillerde bir sözcük, Kızılderililerde bir çubuk, zeytin ağacında bir dal, hayallerde pembe bir düş, yüreklerde özlenen bir sevgili oldu ne yazık!

Dini, dili, ırkı, milleti, türü cinsiyeti ayırt etmeksizin kardeşçe yaşanan bir dünyaya hasret, bu dünyaya veda ederek açık giden ve gitmeye de devam eden gözler…

Paylaşılamayan bir gezegen, paylaşılamayan ülkeler, şehirler, topraklar, denizler, göller hatta evler, arabalar, bağ- bahçe…

Kısacık bir ömre sığdırılamayan mal mülk kaygısı ve kavgası, sonucunda oluşan doyumsuzluk savaşları… Oysa kırık bir iğne bile götürülemiyor bu dünyadan.

Kim için bunca şiddet?

Ne için onca kavga, gürültü?

Bugün, uğruna ölümü göze aldığınız hiçbir nesneyi, kalbiniz durduğunda yanınıza alamayacaksınız.

Üstelik ardınızdan kötü şeyler konuşulacak. İsminiz ebediyen unutulacak!

Şu gök kubbeye hoş bir sada, tebessüm eden çehreler, insanlara faydası dokunacak işler bırakmak dururken; paylaşmanın, bölüşmenin, birlik ve beraberliğin evrene yaydığı huzuru teneffüs etmek varken tüm bu kavgalara ne gerek var?

Koskoca bir barış çubuğundan yükselen sımsıcak duygularla; kaostan beslenen tüm acımasız ruhların arınması, DÜNYA BARIŞ GÜNÜ’nün tüm evrene barış getirmesi temennisiyle…

Facebooktan yorum yazın
Sosyal medyada paylaşın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir