HAZAN, YİNE HAZAN YİNE HAZAN…

Her hazan, hüzne kalem kırdım ben. Tüm bedbinlikleri, kara bulutların terkisine sardım, alabora olan teknelerin güvertesinden attım. Sarsılan, inleyen, yıkılan göğün çatlağından, sızan ışığa bile umut bağlayıp göğün gümbürtüsüne gark olan kederin adını düşürdüm, sararan yapraklar gibi,  kardım sarı gazellerin içine. Mutluluğu, yeşilden sarıya, sarıdan Devamı…

HÜZÜNBAZ

  Ufuktan doğan güneşin solgun uyanışlara gebe çehresi, göçmen kuşların veda şarkılarıyla yıkanırken; bağrı yanık yazın, ateşli kollarından yine bir eylül akşamında dökmeye başladı sonbahar, yapraklarını. Yüreğini aniden soğutmamak için yaz; yıldızlı semaların altında, denizin, sıcak kumların, aşk dolu, sevgi sözcüklerini fısıldayan neşe dolu gecelerini, Devamı…

HAZAN

Sizi bilmem ama ben severim hazan mevsimini… Sıcağın turuncu yüzünü, sarı bakışını, hüzne çalan yanını seviyorum sanırım… Rüzgârın, önüne kattığı kurumuş rengârenk yaprakların oluşturduğu tepecikleri, iç gıcıklayan uğultusunu… Kararan göğün, yağan yağmurun toprağa vuslatıyla yaydığı o rayihayı, kabaran hırçın dalgaların; denizdeki raksını, düşen yağmura kafa Devamı…