Yüzler

Yüzler… Çehreler… Simalar… Görünen, görünmeyen, gerçek olan, sanal olan, göründüğü gibi olan, göründüğünden farklı olan…

Sokağa adım attığımda, yolda karşılaştığım tanıdığım-tanımadığım onlarca insan görüyorum. En çok da trende, metroda gözlemleyebiliyorum yüzerlerdeki çizgileri, gözlerdeki neşeyi- kederi. Kimi dalgın, buğulu bakıyor bir tül perdenin ardından, kimi mütebessim bir edayla yaşadığımız dünyaya. Yaşama sevinci dolu ya da boş vermiş hayata ve tüm çirkinliklerine. Kimi bakışların ardında hınzır planlar saklanırken, kimi munis bir kedi gibi ilgi bekliyor etrafından, ürkek ve korkak bir çocuk edasıyla. Kimi de cesur, kendinden emin, sorgularcasına hayatı…

Hep merak ediyorum, yanımdan geçen, karşımda oturan insanların o an neyi düşündüklerini… Kim bilir ne hikâyeler gizlidir o âlemde mutlu -mutsuz? Kimi bir macerayı saklarken beyninde, kimi gündelik işlerin telaşından öte gitmeyen öykülerde sürdürüyor bu yolculuğunu. Acaba ne düşünüyor tüm bu insanlar? Keşke görebilsem kafalarının içindekini. Bir akşam yorgun argın eve geliyorum işten. Meraklı gözlerimi sokaklardan alıyorum.

Elimi yüzümü yıkıyorum her eve gelişimde yaptığım gibi. Başımı kaldırdığımda aynadaki; çizgiler belirmiş, gözlerinin altı çökmüş, solgun yüzü görüyorum. Cahit Sıtkı’nın meşhur dizeleri geliyor aklıma “Zamanla nasıl değişiyor insan/ Hangi resmime baksam ben değilim/ … Ya gözler altındaki mor halkalar? …”

Havluya yüzümü kurularken aklıma; yanı başımdaki insanlar dururken, neden çok uzağımdaki insanların yüzlerini merak ettiğim sorusu geliyor. Annemizin-babamızın, eşimizin-çocuğumuzun ya da birlikte çalıştığımız iş arkadaşlarımızın ne düşündüklerini biliyor muyuz ki? Bazen en yakınımızdaki insandan başlamalıyız insanları tanımaya. Değil midir ki kırk yıllık evli çiftler boşanıveriyor ve sorduğunuzda “Bunca zamandır, neden şimdi?”diye. “Kırk yıldır tanıyamamışım!” cevabını duyuveriyoruz. Düşünmek lazım bu cevap karşısında!… Kırk yıldır, yanında, aynı yastığa baş koyup da tanıyamadığın bir insan ne demek?

Düşününce çok acı geliyor aslında. Demek kırk yıl onun kafasından geçenleri görememiş, belki de görmek istememişiz, katlanmışız… Bizim gördüğümüz yüzün altında başka bir yüz varmış. Yani biz yıllarca bir “maske”yle oturup kalkmış, sohbet etmiş, içimizi dışımızı tüm sırlarımızı bir maskeyle paylaşmışız. Hepsi bir yana tüm hayatımızı sanal bir çehreyle harcamışız… Ve yıllar sonra ancak fark edebilmişiz bu usta oyuncunun gerçek yüzünü. Nasıl da kanmışız belki de sırf bu yüzen biz de sahte bir hayatı yaşamışız. Ayakta alkışlamak lazım bu insanı. Dünya sahnesindeki bu mükemmel performansın hakkını vermemek olmaz!

Ama yitirilen zaman, harcanan yıllar çoktan yüzümüzde derin izlerini bırakmış başka hayatlara doğru yola çıkmış yaşanan bu koskoca tecrübenin ardından. “Durdurun zamanı, geri dönmek istiyorum!” dediğimizde, treni kaçırdığımız an başlamış aslında çoktan. Geri dönüşü olmayan bir ıyolcuğu sürdürmekte olduğumuz gerçeğiyle karşı karşıya kaldığımız, belki de en gerçekçi anı yaşıyoruzdur o zaman.

Bir de girdiği çevreye göre yüzünü değiştirebilen bukalemun gibi insanlar var hayatımızda. Bize başka, girdiği diğer ortamlardaki insanlara başka bir yüz gösteren, ikiyüzlü insanlardan bahsediyorum. En tehlikeli modellerden biridir bu tipler. Nasıl bir insan olduklarını anlamanız mümkün değildir. Kurnaz olur, pek açık vermez bu tipler. Bir bakmışsınız, güler yüzlü sevecen bir yüz on dakika sonra canavar kesilip saldırgan bir mahlûkata dönüşüvermiş. Bu yüzü zamanında teşhis edip uzak duramamışsanız, zaman içinde gazetelerin 3. sayfa haberi olma riskini hala taşıyorsunuz demektir. Dikkat edin!

Bazen de öyle yüzler vardır ki; ilk baktığınızda buz gibi, sert bir kayaya çarpmış hissedersiniz. Ama biraz konuştuktan sonra, güneşin sıcacık ışınları yüreğinizi ısıtıverir birden, siz bile anlayamazsınız bu sıcaklığı. Yüzüne bakarsınız karşınızdaki insanın, inanamazsınız…

Umarım her zaman güneşin sıcaklığı işler yüreklerimize…

Şimdi önce kafanızı kaldırıp aynaya sonra da dönüp şöyle bir etrafınıza bakın ve anlamaya çalışın bakalım hangi yüzler var yanı başınızda? …

Sosyal medyada paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: KOPYALAMA YAPAMAZSINIZ !!