ADALET TECELLİ ETSİN…

 

Bir gece kavga sırasında Çilem Doğan, Hasan Karabulut’u tabancayla öldürdü.  Doğan, polis aracına bindirilirken kendisine “Pişman mısın?” diye soran muhabirlere şu cevabı verdi: “Kadınlar ölmesin, biraz da erkekler ölsün.” (Haber yazısı)

Şiddetin kanlı parmaklarıyla yazılan 21. yüzyılın tarih sayfalarından geçtiğimiz şu günlerde, ölümün ürpertici nefesini her saniye ensemizde hissetmek, kadın ya da erkek, şiddeti meşrulaştırmak, bilginin giderek egemen olduğunu düşündüğümüz uygarlıklarda her türlü şiddet örneğine tanıklık etmek ne yaman bir çelişkidir.

Oysa kadın ya da erkek, hiç kimsenin başka bir kişinin yaşama hakkını elinden alma iradesi yoktur. Ancak sosyal devletlerde yasaların, kişi hak ve özgürlüklerine tam manasıyla sahip çıkması halinde bu durum geçerlidir.

Bugün, birçok kadın platformu, özellikle şiddete maruz kalan kadınları koruma altına almak için çeşitli çalışmalar sürdürmekte.  ‘Kadınlar hayatlarına sahip çıkıyor’ raporu, tesadüfen karşılaştığım çalışmalardan sadece biri. Bu çalışmada, öldürülmemek için öldürmek veya şiddete başvurmak zorunda kalan Nevin’in, Yasemin’in, Çilem’in ve onların yaşadıkları üzerinden sorguluyorlar maruz kalınan olayları.

Özellikle 2015 yılının ocak ayından beri tespit ettikleri, sistematik olan şiddete maruz kalan, hepsi ailenin, toplumun, devletin kapısını çalmış olan ama sonuç alamamış kadınlarla çalışıyorlar.  ‘Yemek tuzlu olduğu’, ‘Cilveli saat sorduğu’, ‘Boşanmak istediği’ gibi keyfî ve cinsiyetçi gerekçelerle şiddete maruz kalan, kelimenin gerçek anlamıyla ölmemek için öldürmek zorunda kalan kadınlarla…

Çilem de kocası tarafından fuhuşa zorlanan, defalarca şiddete maruz kalan ve yine böyle bir şiddet akşamında kocasını öldürmek zorunda kalan yani kendi hayatını kurtarmak için bir başkasının hayatını sonlandıran kadınlardan biri.

Çilem için verilen kararın doğruluğunu ya da yanlışlığını tartışmak, sorgulamak bize düşmez, sonuçta 2,5 yaşında bir çocuk annesinin evladının yanında olması kadar güzel bir şey olamaz. Ama keşke bu faturayı kocasına Çilem kesmek zorunda bırakılmasaydı. Keşke, karısına şiddet uygulayan, fuhuşa zorlayan bu adamın cezasını adalet sistemi verip onu, yaptığına pişman olana kadar mahkûm edecek en ağır cezaları verseydi de bir kadın katil damgası yemek zorunda kalmasaydı.

“Kadınlar ölmesin, biraz da erkekler ölsün” demek mücadelenin, bundan sonra, adalet tecelli etmediği sürece, göze göz, dişe diş ölümüne, kıran kırana devam edeceği anlamına gelmektedir.

“Aferin, Çilem!” desek adaleti yok sayıp adam öldürmeyi tasvip ve teşvik ediyor durumuna düşüyoruz; yok demesek kadın cinayetlerine her gün bir yenisinin eklenerek normal yaşantımıza devam edeceğimiz günleri sürdürmeyi kabul ediyor ve kanıksıyor olacağız.

Ne kadın ne erkek hiç kimseye zarar gelmesin. Hasta ruhlu insanlar tedavi edilsin, ıslah edilsin olmuyorsa mahkûm edilsin. Adalet haklı olanın yanında, haksız olanın karşısında aynı kudret ve azametiyle dursun.

Tek isteğimiz adalet tecelli etsin!

Çok şey mi istiyoruz?…

 

Sosyal medyada paylaşın

Yorum Yazın

error: KOPYALAMA YAPAMAZSINIZ !!