ALLAH, KiMSEYi GARiP BIRAKMASIN ŞU DÜNYADA

 

Dostluk, yan yana, diz dize olmak demek değildir,

Dostluk, can cana, kalp kalbe olmaktır.

Mevlana

Dostumuz, dostlarımız ama gerçek dostlarımız varsa şu dünyada ne mutlu bizlere… Zira gerçek dost candır, can yoldaşıdır insana. Yokluğu hissedilen, varlığı huzur verendir dost. Bir yerde okumuştum : “ Dostluk, iki yürek arasında akan bir nehir gibidir; gittiği yeri de geldiği yeri de temizler.” diyordu. Hâlâ böyle saf ve berrak dostluklarınız kaldıysa aman değerini bilin kaçırmayın elinizden derim zira Nazım Hikmet’in de dediği gibi “ Arkadaşlık ağaca benzer, kurudu mu bir daha yeşermez…”

Küreselleşen dünyanın insanları yalnızlaştırdığını gördükçe eski dostlar, dostluklar kalmadı diye üzülüyorum çoğu zaman… Artık can cana, diz dize değil; cepten cebe, netten nete kısacası dijital dostluklar yaşıyoruz. Dostun sıcaklığını da nefesini de hissetmiyor simüle ediyoruz…

Üstelik “dostum” dediğimiz kişinin de ne derece dostumuz olduğundan eskisi kadar emin olamıyoruz. Bazen güneşli günlerde yanımızda yürüyenlerin, hava kararınca aslında bir gölgeden ibaret olduklarını fark edip üzülüyoruz.

Mevlana’nın bir menkıbesini hatırlayınca bu tür güvensiz dostlukların aslında her dönem var olduğunu düşünüp biraz yüreğime su serpsem de bugün, bu insanların o günlere göre katbekat arttığını düşününce yine de hayıflanmaktan kendimi alamıyorum.

Bir gün Mevlânâ Hazretleri ve bazı dostları gezmeye çıkmışlar. Biraz ilerleyince bir viraneye gelmişler. Orada birkaç köpek birbirleriyle sarmaş dolaş uyuyorlarmış.

Siraceddin-i Tatarî:

“Bu biçareler arasında ne güzel bir birlik vardır, ne güzel uyuyorlar ve birbirleriyle ne kadar da güzel sarmaş dolaş olmuşlar!” deyince Mevlânâ:

“Ey Siraceddin! Eğer bunların arasındaki dostluğu ve birliği anlamak istiyorsan, onların aralarına bir leş veya bir takım ciğer atıver. O zaman bu dostluğun nasıl bir dostluk olduğunu görürsün.

İşte şu gördüğün dünya ehli ve dünya malına tapanların aralarındaki dostluk da böyledir. Aralarında bir menfaat ve karşılık olmadıkça birbirlerinin dostudurlar; fakat ehemmiyetsiz bir dünyalık araya girince nice senelik nâmus ve şereflerini havaya verirler ve aralarındaki tuz ekmek hakkını bir tarafa bırakırlar. İşte böylece nifak ehlinin birleşmesinin bir kıymeti yoktur. Şimdi gördüğün bu misalde olduğu gibi!” (Ahmet Eflâkî, Âriflerin Menkıbeleri, I, 235)

İşte ne yazık ki günümüzdeki dostluk, arkadaşlık ve insan ilişkileri tam da bu noktaya gelip düğümlenmiş durumda. En basit kişisel ilişkilerimizden en üst düzeydeki vatan, millet meselelerine kadar hat safhada yaşananlar ne yazık ki bundan ibaret.

Öyle günlerden geçiyoruz ki insanlar; iki günde arkadaş, üç günde dost, beş günde sevgili ve tek bir sözcükle düşman oluveriyorlar.  Bu yüzden temkinli olmak gerekiyor sanırım.

Hz Ali “Garip insan, dostu olmayandır.” demiş. Ne diyelim yine de,  Allah, kimseyi garip bırakmasın şu dünyada…

Sosyal medyada paylaşın

Yorum Yazın