BABAM

Büyümek hiç güzel bir şey değil baba,

Yere düşünce elinden tutup kaldırmıyor artık kimse…

Herkesin birbirine çelme taktığı, birbirinin üzerine basarak yürümeye çalıştığı şu dünyada, küçücük bir kız olup düşmek, dizlerimi yara bere içinde bırakmak istiyorum şimdi… Gelip beni yerden kaldırman, gözümden akan yaşları silip teselli etmen, kucağında kollarımı boynuna dolayıp başımı omuzuna yaslayıp hıçkıra hıçkıra ağlayabilmek için neler vermezdim…

Bir dokunuşun, tatlı bir sözün en etkili merhemlerden daha tedavi ediciymiş; kanayan dizlerim hiç canımı yakmıyor, boşuna ağlıyormuşum meğer…

Dağlara da güvenmiyorum artık çünkü sen gittin, onlara da karlar yağdı…

Birbirinin kuyusunu kazan, menfaat duygularıyla hırslarının esaretine kapılmış sürüklenen insanlar dünyasında; sen gittin ıssız kaldım baba…

En çaresiz anımda çözüm bulduğun sıkıntılarım, en koktuğum anlarda elinden tuttuğumda sırtımı dağlara yaslamışçasına hissettiğim güven de, yokluğunla en erişilmez dağları tuz buz etti…

Gökyüzünde uzandığım yıldızları da toplamıyor artık kimse. Eteklerime doldurduğun yıldızlarla yetinmeye çalışıyorum şimdi. Hangi düşüm gerçek olsun istesem gökyüzünden koparıp önüme koyan yok… Milyonlarca kilometre uzaktaki yıldızlara ulaşmak meğer ne zormuş baba?… Oysa sen sepet sepet toplayıp başıma taç yaparken onları ne güzelmiş yaşamak !…

Riyakâr insanlar kol geziyor etrafta. Yalan dolan hat safhada… “Uzak dur!” dedin ya böyle insanlardan, sözünü tuttum ama yaklaşacak kimse kalmadı baba. Sen anlatırken insanların ikiyüzlü, menfaat budalası hallerini inanamazdım; çünkü hiç dost aramamıştım baba. Sen gittin, sohbetlerim yavan, insanlar ve hayat tatsız ve anlamsız kaldı. İki kuru sohbete bile menfaatler yaslandı.

Şimdi bu acımasız ve yalan dünyada 15 seneye sığdırıp bana anlattıklarını daha iyi anlıyorum… Yokluğun, her geçen gün yalnızlığımda büyürken, bana yaşattıkların ve öğrettiklerin için sana minnetimi ifade edecek söz bile bulamıyorum baba…

Bir varmış bir yokmuş dediğimiz şu hayatın içinden bir masal kahramanı gibi gelip geçtin. Varlığının tadı en lezzetli yemiş misali damaklarımdayken hala; mevsimi gelse de yeniden tadabilsem ihtimalini yaşattım hep yüreğimde…

Masal bu ya dedim, gelse tutsa yine elimden, ben yine o küçük kız, o da masal kahramanım olsa yine… Gezsek dolaşsak caddelerde, sokaklarda başıboş…. Yine o anlatsa ben dinlesem, ben söylesem o gülümsese…

Yine vurdumduymaz olabilsem hiçbir şeyi düşünmeden yaşayabilsem… Tek derdim kolu çıkan bebeğimi tamir ettirmek olsa hatta onu bile tasa etmesem “Babam var ya yanımda ya!” desem…

Masaldaki canavarların yanından babamın elinden tutarak geçebilmenin rahatlığıyla senin verdiğin boya kalemleriyle rengârenk bir dünya çizebilsem ve sana orada ab-ı hayatı sunabilsem baba!…

Acın yüreğimde dualarımdasın…Rahmet, minnet, saygı ve tarifsiz duygularımla ellerinden, o nur yanaklarından öperim; özlemimsin ama hep benimlesin babam…

Sosyal medyada paylaşın

Yorum Yazın

error: KOPYALAMA YAPAMAZSINIZ !!