BAZEN SUSMAK EN BÜYÜK ERDEMDİR

İyi günde olmasa da kötü günde bir araya gelebilme özelliğimizi çok şükür ki henüz yitirmediğimize tanık olduğumuz, katran karası günlerden geçiyoruz. Yüreğimizi yakıp kavuran kömür ateşi, gün geçtikçe kora dönüşüp için için yanmaya ve beraberinde bizleri de yakmaya devam ediyor…

Elbette ki ateş düştüğü yeri daha çok yakıyor lakin bu ateş öyle bir ateş ki her yer mahşer, bizler de cehenneme düşmüş yanıyoruz… Acımız büyük!

Hepimiz bu tarifsiz üzüntünün, acının etkisiyle gerginiz, öfkeliyiz… İnsan doğası gereği bu kadar canımız yanmışken nasıl sakin olabiliriz ki? … Ama unuttuğumuz bir şey var:

O da bizim gibi etrafımızdaki her insanın da gergin ve öfkeli olabileceği !…

Evet, öfke, güçlü ve baş edilmesi zor bir duygudur. Ancak kontrol edilemez bir duygu değildir. Yetişkin, sağlıklı, eğitimli her birey öfkesini hangi ortamda olursa olsun kontrol altına alabilmelidir.

Öfke kontrolünde asıl amacımız; saldırganlıktan uzak, şiddete dayanmayan, kendimize ve çevremize zarar vermeden duygularımızı ifade edebilmektir.  Ancak ne yazı ki insanlarla geçinmekte zorlanan, sürekli tartışmaya giren ve kendini güçlü göstermeye çalışan bazı insanlar, içinden geçtiğimiz ateşten çember günlerde bile öfkelerini gerek davranış, gerek söz gerekse yazılı olarak haykırmaya devam ediyorlar.

Yaşadıklarımıza, gördüklerimize, işittiklerimize inanamıyorum…

Keşke görmeseydim, işitmeseydim bunları diyorum…

Ölüm o kadar acı bir şey ki yaşamayan bilmez, anlamaz belki ama canınızdan can, yüreğinizden bir parça alınmış gibi hissedersiniz. Acı hiç silinmez yüreğinizden ama acınız tazeyken bir başka yanar içiniz. Gözünüz görmez, kulağınız işitmez, dünya dönmez olur etrafınızda…

İnsan böyle bir haleti ruhiye içindeyken yanında ne dost ne akraba ne de devlet erkânı bir anlam ifade eder. Kişi yalnızca acısını bilir yaşar o anda… Ne ağzından çıkanı kulağı duyar ne de yaptığı davranışın ifade edeceği anlamı bilir…

Hoşgörü, olgunluk ve erdem belki de sadece etrafındaki insanlara düşer o anda. Evet, belki acısı olan kişi de bir nebze dikkat etmeli edebildiğince ama asıl sorumluluk diğerlerindedir.

Ne şiddet, kaba kuvvet ne bir tek kelime kaba söz, küfür, argo yer almamalı, hele de böyle acı günlerde, hayatımızda.

Özellikle mesleği insanla ilgili olan sorumlu, yetkili kişiler daha da çok dikkat etmeli davranışlarına, ağzından çıkan kelimelere…

Bir öğretmen çocuğunuzun olduğu sınıfta kaba kuvvet kullanır, kötü söz söylerse onun meslek anlayışından nasıl ki şüphe edip sorgularsak onu; bir doktorun hastasına davranışları ve sözlerine nasıl dikkat etmesi gerekiyorsa; göz önünde bulunan basın mensuplarının, siyasilerin, bürokratların da bir o kadar yazdıklarına, konuşmalarına, davranış adap ve usullerine dikkat etmeleri gerekir.

Teknolojinin, bilimin hat safhada yaşandığı şu günlerde böyle bir acıyı yaşamamış olmamız gerekirken; söylediğimiz her söz, yaptığımız her davranış dünyanın en ücra köşesinden göz açıp kapanıncaya kadar takip ediliyorken; itibarımızı sarsan, insanlık onurumuza ve şahsınıza yakışmayan görüntüler ve sözler de acımızın tuzu biberi olmasın lütfen.

Sosyal medya araçlarından görüş ve düşünce paylaşan tüm insanlarımız ama özellikle de insanlarımıza örnek teşkil etmesi gereken sayın yetkililer, lütfen adabı muaşeret kurallarını ihlal etmeyin.

Unutmayın ki öfkenizin sorumluluğunu yarın üstlenmesi gereken kişi yine siz olacaksınız. Sorumluğunu alamayacağınız lafları söylemek, davranışları sergilemek sizi yüceltmez aksine düşürür. Bazen susmak en büyük erdemdir. Sizi düşündüğünüzden çok yüceltir.

 

Sosyal medyada paylaşın

Yorum Yazın