BIRAKIN RUHUNUZ ÖZGÜR KALSIN

 

Sana affedilmeyecek kadar büyük hata yapan birine akıl sınırlarının bittiği yerden başlayacak ceza vermek istiyorsan; Bütün samimiyetinle AFFET. Hissedilen her şeyi arşivleyen kader, kendisiyle en iyi biçimde ilgilenecektir…

                                                                                                                                                                                                                     Şems-i Tebrizi

Günün birinde bir öğretmen, ders verdiği öğrencilere bir teklifte bulunur. Hayata dair bir tecrübeyi öğrencileriyle paylaşmaktır gayesi.

Öğretmen önce, sorgusuz sualsiz ne söylerse, öğrencilerinin harfiyen yerine getireceklerine dair bir söz ister önce onlardan. Tereddütsüz kabul eder öğrenciler. Sonra “Yarın hepiniz birer torba ve beş kilo patates getirin.” der.

Öğrenciler, bu isteğe çok anlam vermeseler de sorgusuz sualsiz öğretmenlerinin her dediğini yapmaya söz vermişlerdir bir kere. Ertesi gün herkes, masasının üzerinde beş kilo patates ve bir torba ile öğretmenlerini beklemektedir.

Öğretmen sınıfa geldiğinde kendisini merakla bekleyen öğrencilerine:

“ Şimdi, bu güne kadar affetmeyi reddettiğiniz her bir kişi için bir patates alın. Üzerine o kişinin adını yazıp torbaya koyun.” der.

Öğretmenin bu sözlerinin ardından kimi üç, beş kimi de neredeyse tüm patatesleri önlerindeki torbaya doldurur. Bu işlemin ardından öğretmen “ Şimdi sizden isteğim, bir hafta süresince bu patatesleri gittiğiniz her yere beraberinizde götürmeniz. Yatarken, yürürken, otobüste, sınıfta… Her yerde…”

Daha birkaç gün geçmeden öğrenciler, durumdan şikâyetçi olmaya başlamışlardır.

“Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor.”

“Hocam, patatesler kokmaya başladı.”

“İnsanlar çok tuhaf bakıyorlar bana, her yere de patatesle gidilmiyor ki…”

“Çok yorucu ve sıkıcı bir iş bu hocam…”

Bu şikâyetleri dinleyen öğretmen tebessüm ederek:

“ Görüyorsunuz ki affetmeyerek asıl kendinizi cezalandırıyorsunuz. Kendi ruhunuzun ağır yük taşımasına, eziyet çekmesine sebep oluyorsunuz. Affetmeyi, karşınızdaki kişiye bir lütuf olarak düşünüyorsunuz. Hâlbuki affetmek, en önce kendinize yapacağınız büyük bir iyiliktir.” der.

Gerçekten de bu hikâyede de anlatıldığı gibi birçoğumuz affetmenin, hoşlanmadığımız, hatalı olduğunu düşündüğümüz bir kişiyi suçsuz bulduğumuz anlamına geleceğini sanır. Oysa affetmek, geçmişteki olumsuz anıların boyunduruğundan kurtulmak, olumsuz duyguların yaşamımızı kontrol etmesine son vermek demektir.

Affetmek, düşündüğümüzün aksine, bir hatayı görmezden gelmek demek değildir. Geçmişte yaşadığımız deneyimleri unutmak anlamına da gelmez affetmek. Tam tersine, yaşananları bir ders olarak görmek ve aynı tuzaklara düşmemektir affetmek. Ama size zarar veren birini affedip yaptıklarını unutursanız işte o zaman büyük bir hataya düşersiniz.

Affedin ama unutmayın! Bırakın ruhunuz özgür kalsın…

 

Sosyal medyada paylaşın

Yorum Yazın

error: KOPYALAMA YAPAMAZSINIZ !!