ÇOK YÜZLÜLÜK…

Politika ülkemiz gündeminin birinci sırasına oturmuşken, herkes her köşe başında kendi haline kaldığı her mekânda kendi arasında politika konuşur hale gelmişken; politika kelimesinden bahsetmemek olmaz diye düşündüm.

Latince bir kökten gelen poli: çok; tika: yüz, çehre anlamındaki iki kelimenin birleşmesiyle oluşmuş çok yüzlülük anlamında bir kelimedir.

Politika kavramındaki çok yüzlülük ifadesi bilimsel olarak;  politikacıların, olaylara bakış açılarındaki çokluğu esas alır. Yani bir yüzleriyle amaçları ve hedefleri ortaya koyarlarken, diğer yüzleriyle de yöntemler ve taktikleri hesap etmeleri gerektiği anlamındadır. Bu nedenle politikacıların, amaca ulaşmak için birçok yöntemi ve taktiği denemeleri gerekir. Bu yöntemlerin uygulanması aşamasında izlenen yol nasıldır ya da nasıl olmalıdır diye düşündüğümde;

Siyaset ve ahlakı birbirinden kesin hatlarıyla ayıran; iyi ya da kötü kavramlarını siyasetten çıkaran kişi olarak tanıdığımız önemli siyaset bilimcilerden Nicollo Machiavelli (Makyavel)’in bir sözü geldi hemen aklıma: “Amaca giden her yol mubahtır.” Acaba ünlü İtalyan düşünür, günümüzde yaşasaydı ve ülke politikalarını böyle yakından izleme fırsatı olsaydı yine de aynı sözü sarf eder miydi?…

Politikadaki amaç ülke menfaati olması gerektiğine göre; siyaseti yapan kişilerin amaçları ve bu amaçlara ulaşabilecekleri yolları belirlerken bir takım değerlere önem vermemeleri gerektiği kanısını oluşturan Machiavelli’in sözü sizce de düşündürücü değil midir bu noktada? Ben bu sözün günümüzde doğru algılanıp algılanmadığı hususunda biraz endişeliyim doğrusu.

Demokrasinin gereği olan çok sesliliğin, çok sessiz kaldığı günlerde ne siyaset olması gerektiği gibi ne politikacılar ne de halk. Herkes bir rüzgâra kapılmış kendi doğrularında kendince bir yerlere sürüklenip gidiyor. Politika; Machiavelli’in sözünü ettiğinden bile öte bir şekilde etik kurallardan uzak işliyor.

Güvenin yerini güvensizliğe, sadakatin yerini aldatmaya, sevginin yerini düşmanlığa, dostluğun yerini menfaate… bıraktığı günümüz toplumlarında ne yazık ki ne siyaset ne ticaret ne de diğer sosyal işleyişler olması gerektiği gibi.

Toplumun en üst birimlerinden en alt birimlerine kadar her kesimde eksikliği fazlasıyla hissedilen kültürel yozlaşma, etik ve ahlak kuralları dezenformasyonu, okuyan, okuduğunu anlayan, sentezleyebilen insan azlığının yaşandığı ülkelerde; ülkeleri, ulusları içten içe tüketmeye devam eden bir döngü, bu devranı avucunun içine almış, dünyayı döndürmeye devam ediyor. Bakalım yaşlı dünyamız döndükçe daha neler görecek?…

Sosyal medyada paylaşın

Yorum Yazın

error: KOPYALAMA YAPAMAZSINIZ !!