OKUMUŞ CAHİL OLMAMAK

            Bazen, yurdum insanı ile yapılan konuşmaları sosyal medyadan görüp, derin bir iç geçiriyorum. Söylenecek çok söz var aslında, kelimeler boğazımda düğümleniyor, üzülüyorum gördüklerim, duyduklarım karşısında… Elimizden bir şey gelmiyor, keşke böyle olmasa herkes bilgili, eğitimli olsa ne güzel olurdu diyorum ben de birçoğunuz gibi..

            Her şeyin başı eğitim diyoruz ya, ama şunu pek iyi bilmiyoruz galiba, her şeyin başı doğru eğitim! İşte „Doğru eğitim nedir?“ sorusunun cevabını bulup sorunu çözme eğilimine giriştiğimiz gün eğitimli ama cahil insan sayımızın da azalacağı gün olacaktır diye düşünüyorum.

            Genellikle çok kitabi bilgiye sahip olup, bu bilgileri aklında tutabilen insan; eğitimli, bilgili insan katagorisine giriyor ülkemizde. İşte bence sorunun temeli tam bu noktada başlıyor aslında. Teknolojinin ve bilimin bu kadar gelişip internetin ceplerimize kadar girdiği bir dönemde, marifet ezbere bilgileri hafızada tutabilmek de değil, bilgiye nereden ulaşabileceğini bilmek de olsa gerek. Zira gelişmiş toplumlar artık öyle yapıyor.

            Daha küçücük yaşta ailede  başlayan eğitim; okulda bilgileri ezberletmek yerine doğru ve yanlışı ayırt edebilmek, toplumda doğru davranışlar sergileyebilmek, sosyal alanda becerilerini özgüven içinde sunabilmek, trafik kurallarına uymak, özgürlüklerin başkalarının özgürlüklerinin başladığı yere kadar olduğunu öğrenmekle başlıyorlar işe. Belki ilkokulun 2-3 senesi böyle geçiyor.

            Ve hepsinden önemlisi; hayal kurmayı, yeni fikirler üretebilmeyi ve bunların peşinden gidip gerçekleştirebilme becerisini ediniyor öğrenciler. Araştırmayı, kendilerince yeni şeyler keşfetmeyi ve bunun zevkini  tadıyorlar. Zaman zaman yanlış yaparak doğruyu buluyorlar. Zaman zaman da doğru yolu bir dedektif gibi iz sürerek bulmayı öğreniyorlar. Ama hepsinden önemlisi, başkalarının sözlerine körü körüne inanmamayı daha o yaşlarda öğreniyorlar. Yeni bir konudan bahsedildiğinde yanındaki insana sormak yerine, kaynağından araştırarak doğru cevabı bulmayı öğreniyorlar. Bir konuda fikirleri sorulduğunda biliyorlarsa konuşuyorlar, yoksa bilmiyorum deyip, araştırıp doğrusunu öğrendikten sonra yorum yapmaları gerektiğini öğreniyorlar.

            Tüm bu kazanımlar, o çocukların ileride bilinçli bir insan olma noktasındaki temelini oluşturuyor.  „Okumuş cahil“ olmamalarını sağlıyor. Zira bir konuda yorum yapmadan önce araştırmak, okumak, emin kaynaklardan öğrenmek gerektiğini biliyorlar. Bilgiyi akılda tutmaktan ziyade, nerede bulabileceklerini biliyorlar.

            Yapılan bir araştırmaya göre; değişik ülkelerden birer grup öğrenciye aynı sorular sorulmuş. Türk çocukları bütün bilgi sorularını hatasız cevaplarken pratik zeka isteyen, hayal gücüne dayalı soruları doğru cevaplayamamışlar. Özellikle Avrupa ülkelerinden teste katılan öğrenciler de hayal gücüne dayalı yüksek puanlı soruları cevaplayarak, ezbere dayalı daha düşük puanlı bilgi sorularını cevaplayamamışlar.

            O halde önce eğitim, sonra öğretim. Çocuklara balığı değil balık tutmayı öğretmek. Cehalete savaş açmak ama okumuş cahillerin değil, cahilliğe savaş açan okumuş insanların artması ümidiyle.

Sosyal medyada paylaşın

Yorum Yazın