PANOPTİKON

Birilerinin sizi sürekli izlediğini düşündünüz mü hiç? Ya attığınız her adımdan haberdar olan bilinmez bir gücün varlığını hissetseniz ne yapardınız?

Her şey 2030 yılında Anti-Natalist eylemcilerin bütün dünyada aynı gün gerçekleştirecekleri doğum karşıtı gösteriye bakanlığın tepkisi sonucu, Ankara Valiliğinin izin vermemesi ile başlar.

COVİD-19 Salgınından yaklaşık on yıl sonra gittikçe dijitalleşen dünya hâlâ ikiye ayrılmış durumdadır. Zenginler ve fakirler. Bu yüzden sanal gerçeklikte eylem yapmak daha çok kişiye ulaşma noktasında sokaklarda gösteri yapmak kadar etkili değildir hâlâ.

Gösterinin yapılacağı günden bir gün önce sağlık bakanının attığı bir tweet, bakanın sonu olurken sanal bir gözün kendisini izlediğinden habersizdi. Ardından işlenen ikinci cinayet Cabbar Başkomiserin kendisini, Ankara’dan Berlin’e uzanan bir maceranın içinde, büyük gücün sahibini ararken bulmasına sebep olur. Atılan her adımdan haberdar olan bu büyük güce karşı Cabbar Başkomiser ve Ankara Emniyeti Cinayet Büro ekibinin verdiği soluksuz mücadele, aşılanan insanları kendilerini bekleyen tehlikelerden habersiz, dijital bir çağa evrilen dünyada yeniden kurulan dengelerin zavallı piyonları durumuna düşürür.

İngiliz filozof ve toplum kuramcısı Jeremy Bentham’ın 18. yüzyılda tasarlamış olduğu bir hapishane modelinden esinlenerek oluşan bu gözetleme ve denetim düşüncesinin, modern çağda insanları nasıl gergin bir ruh haline sürükleyebileceği ve yenidünya düzeninde insanların hayatındaki dengeleri nasıl değiştireceğine tanık olacağınız soluksuz bir maceraya hazır olun.