SANA BORÇLUYUZ ÖĞRETMENİM

Büyük Selçuklu Sultanlarından Melikşah´ın yaşamı boyunca önem verdiği insanların başında veliahtlığı döneminde eğitmenliğini yapan Veziri Nizamü´l-Mülk gelirdi.

Şehzadeliği döneminde siyasi, idari ve ilimi konularda Melikşah´a eğitim veren Nizamü´l-Mülk, Selçuklu Devleti´nin geleceği için kurduğu eğitim ordusuna her yıl 600 bin dinar harcama hakkı bulunmasının bazı kişileri rahatsız ettiğini bilse de, o tavrından hiç taviz vermezdi.

Hatta Nizamü´l-Mülk´ü çekemeyen kişilerin Melikşah´a “Bu parayla büyük bir ordu kurulabileceği” yönündeki kışkırtmalara karşın, Selçuklu Sultanının, “Hocamın yaptığı hizmet, bin ordudan daha hayırlıdır.” dediği birçok kaynakta yer alır.

Melikşah’ın eğitmenine olan güveni ve saygısını göstermesi bakımından çok kıymetlidir. Türk tarihi, bu anı gibi daha nice anılarla doludur.

Kanuni Sultan Süleyman şehzadeliği döneminde bir yandan kültür derslerini öğrenirken, ayrıca kuyumculuk sanatını da öğrenir. İstanbul´un en meşhur kuyumcularından Unkapanı´nda dükkânı bulunan Kostantin Usta ona kuyumculuk eğitimi verir. Fakat bir gün Şehzade Süleyman hocasının verdiği işi yapmaz. Hocası da ona kızarak, “Sana bin sopa atacağım…” diye yemin eder.

Bunu duyan Valide Sultan´ın ise hocadan oğlunu affetmesini rica etmesi bazı tarihi kaynaklarda yer alır. Bu olay, yine Türk tarihine, eğitime ve eğitimciye verilen değerin en güzel örneklerinden birisi olarak geçer.

FATİH SULTAN MEHMET!

Sınıfta hiç akıllı durmaz, önünde oturan çocuklara kalem batırır, bağırır çağırır hocası AKŞEMSETTİN bir şey dediği zaman “SEN BANA BİŞEY DİYEMEZSİN BEN PADİŞAHIN OĞLUYUM” diye tehdit ederdi.

Akşemsettin, artık bu durumdan rahatsız ama bir o kadar da çaresizdi. Padişahın karşısına bu konu hakkında gitmekten hayâ ediyordu. Padişaha çocuğunu şikâyet etmek düşüncesi ona çok ağır geliyordu.

Bir gün artık her şeyi göze alıp Padişahın huzuruna çıktı ve olanları ona sıkılarak anlattı. Padişah durum karşısında bir müddet düşündü ve o müthiş planını Akşemsettin’in kulağına usulca fısıldadı.

Aman yarabbi bu nasıl plandı, bu planı uygulamak mümkün değildi!

Akşemsettin, plan konusundaki rahatsızlığını padişaha ilettiyse de Padişah onu dinlemedi ve “Bu iş olacak!” dedi.

Ertesi gün yine derste Şehzade Mehmet yaramazlık yapıyordu. Akşemsettin’in uyarısına yine aynı tehdit cevabını verdiği sırada Padişah ansızın kapıyı açıp içeri girdi.

Bu olay karşısında Akşemsettin hiddetlenerek Padişaha bağırdı ve bir tokat atarak, bu şekilde sınıfa giremeyeceğini, izin istemesi gerektiğini söyleyerek, derhal dışarı çıkmasını istedi. Padişah, mahcup bir şekilde boynunu bükerek özür diledi ve dışarı çıktı. Olaylar karşısında Şehzade Mehmet’in nutku tutulmuş ne yapacağını şaşırmıştı. Güvendiği babası tokat yemişti. Şehzade Mehmet allak bullak olmuştu.

Az sonra kapı vuruldu ve Padişah mahcup bir şekilde içeri özür dileyerek girdi.

PLAN, MUHTEŞEM İŞLEMİŞTİ… Koskoca bir padişah, eğitimin ve öğretmenin itibarı için makamını hiçe saymıştı.

O günden sonra Şehzade Mehmet asla yaramazlık yapmadı. Çünkü güvendiği dağlara kar yağmıştı artık

Ve… Sene 1923

Meclis’de vekil maaşları münakaşa edilirken devrin Maliye Vekili Gümüşhane Mebusu Hasan Fehmi Bey (Ataç), Mustafa Kemâl’e sorar, der ki “Paşam vekil maaşlarını düzenleyeceğiz; ne kadar verelim?”

Paşa düşünür ve şöyle cevap verir:

-Öğretmen maaşlarını geçmesin!…

Öğrencileri, öğretmenleri ve okulu çok seven Atatürk yurt gezilerinde okullara uğrar, her yerde öğretmenliğin üstün bir meslek olduğunu anlatırdı.

Bizler  “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” diyen bir peygamberden, önünde koca ülkeleri diz çöktüren padişahlara, kurtuluş mücadelesini yöneten askeri bir dehayken, Başöğretmen olan Cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e kadar “Eti senin kemiği benim” diyen ailelerin çocukları, torunları olarak büyüyen bir nesiliz.

Atamızdan, dedemizden, ailelerimizden gördüklerimizden çok öğretmenlerimizden öğrendiklerimizle belki de bugün ayakta dimdik durabiliyor, ekmeğimizi evimize alın terimizle götürebiliyor, toplumda saygın bir yer edinebiliyoruz.

Sana borçluyuz öğretmenim.

Ne kadar değer versek de sana, ifade edecek sözcükleri bulmak inan ki çok zor buna…

Dilerim her daim, tarihin tekerrürü ile hak ettiğin yeri bulur, hak ettiğin itibarı hep korursun öğretmenim.

Emeği geçen tüm öğretmenlerimi saygı ve minnetle, ebediyete intikal eden başta Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm öğretmenlerimizi rahmetle anıyorum.

Sosyal medyada paylaşın

Yorum Yazın