SÖZÜN RÜKÜŞLERİ

Ömründe on sayfa okumamış, internetteki sosyal mecralardan, oradan buradan kulaktan dolma duyduklarıyla ahkâm kesmeye çalışan insanlarla doldu çevremiz.

Kime baksam profesör maşallah!

Meğer herkes siyaset, ekonomi, tarih, coğrafya, sanat, edebiyat… biliyormuş da bizim haberimiz yokmuş. Baksanız, herkes uzman! Her konuda söyleyecek sözleri var. Twitter, facebook, internet sitelerinin altındaki yorum sütunları savaş alanı sanki.

“Hayır, öyle değil böyle!”

“Sen nereden biliyorsun ki?” dediği kişinin, bu konudaki eğitim ve bilgi seviyesini bile bilmeden birbirine laf söyleyenlerle yani hariçten gazel okuyanlarla doldu her köşe.

Oysa eleştiride amaç; iyi olanın değerini ortaya koymak, iyi olmayana ve kötüye fırsat vermemektir. Eleştiri yapmak için inceleme yapmasını bilmek gerekir.

Kaç kişi günümüzde, eleştirdiği konuyu araştırıp inceleyerek kritize ediyor dersiniz? Bir elin parmakları kadar mı? Haydi, biz tüm iyi niyetimizle öyle diyelim.

İstatistiki verilerle kanıtlanmış, okumayan hatta okuduğunu anlamayan bir toplum olduğumuz. Peki, biz daha okuduğumuzu anlayamazken nasıl oluyor da insanların her konuştukları konu hakkında bilgi sahibi olabiliyor ve onları acımasızca eleştirebiliyoruz?

Ha bir de eleştirinin anlamını da bilmeden! Eleştirmenin birini yermek demek olduğunu zannedenlere bu sözüm. Eleştiri, eleştirdiğimiz şeyin zayıf ve güçlü yönlerini belirtmektir. Yermek ve eleştirmek arasındaki çizgiyi doğru çizmek gerekir. Zira biz de “eleştiri” deyince, birini yerden yere vurmak anlaşılıyor.

Ben böyle bilmediği halde biliyormuşçasına üstten üsten konuşup saçmalayanlara ve saçmaladıkça gülünç duruma düşenlere rüküş diyorum.

Türk Dil Kurumu rüküş kelimesini, gülünç bir biçimde giyinip süslenen (kadın) (https://sozluk.gov.tr/) olarak tanımlamış olsa da bana göre bu dünyada, sözün de rüküşleri var, hem de çok.

-Ha bir de parantez içindeki “kadın” kelimesini görünce feminist yanım tuttu diyemeyeceğim çünkü hümanist yanım ayaklandı bu defa!

Neden kadınla özdeşleştirilir ki rüküş kelimesi? Gülünç bir biçimde giyinip süslenen bir erkek olamaz mı? Kaldırıp kafanızı etrafınıza baksanız bir sürü bu tipte erkek de görebilirsiniz pekâlâ.-

Bilmediği halde bir konuda üst perdeden konuşan, çok biliyormuş gibi saçmalayan, olduğundan farklı görünmeye çalışıp sözleri ile gülünç duruma düşen kimseler de bana göre rüküş. Üstelik bu konuda da cinsiyetçi bir yaklaşım sergilememize gerek kalmadan kadını erkeği ile rüküş.

Sözün rüküşleri bana göre giyimi ile rüküş olandan daha komik. Daha çok gülüyorum öylelerinin ağlanacak hallerine. Çünkü nedense insanlar, bilgi sahibi olmadıkları konularda hep daha fazla konuşuyorlar. Düşünmüyorlar bile. Her zaman derim, sadece bu yüzden bile okullarda felsefe derslerine daha çok ihtiyaç var diye. Felsefe deyince aklıma Sokrates geldi.

Böyle bir çağda okumayıp, okumuş gibi yaparak ahkâm kestiklerinde anlaşılmadığını sanan sözün rüküşlerine lafım. Vaz geçin orada burada ahkâm kesmekten ve elinize bir kitap alıp en kısa zamanda okumaya başlayın. O zaman Sokrates’in “Bildiğim bir şey varsa, o da bir şey bilmediğimdir.” sözünü daha iyi anlayacaksınız. Ve gerçekte; bir şey bilenlerin, sizin bilmediğiniz halde konuştuğunuzu gördüklerini de tabii.

Sosyal medyada paylaşın

Yorum Yazın