• Genel,  Köşe Yazıları

    BİR YAPRAK UÇTU SAVRULARAK…

    Şimdi bir rüzgâr geçti buradan, aldan turuncuya, turuncudan sarıya çalan tüm yaprakları katmış önüne sürüklerken, hazanın hüznü çöktü işte yine havaya, dedim. Dedim demesine ama başımı kaldırıp ufka baktığımda, matem tutan kara bulutların gözyaşlarıyla ıslandım. Anıttepe’de mutedil esen rüzgâr, evladını sarıp sarmalayan bir babanın müşfik kollarında, imbikten süzülürcesine, meltem olup dalga dalga yayılıyordu o sırada vatan topraklarına. Önce bulutları aralayan kuşlar selam durdu Anıttepe’ye, sonra börtü böcek ne varsa… Askerler başkomutanlarına, Öğretmen ve öğrenciler başöğretmenlerine, Tüm millet Ata’sına, Türkiye Cumhuriyetinin ilk Reisicumhuruna, aydınlık geleceklerine, yarınlarına… Yok dedim, bu öyle sıradan bir Kasım rüzgârına benzemiyor… Bulutlar bir başka bakıyor, rüzgâr bir başka esiyor bugün… Siper ettim gövdemi Anıttepe’den esen rüzgâra, yürüdüm;…