BABAMA SERZENİŞ

Elinde olsa bırakmazdın elimi biliyorum… On beş seneye sığan çok güzel bir hikâyeydi bizimkisi. Rengini çaldığım gözlerinden bakarken bugün hayata, öğrettiğin gibi bardağın dolu tarafından bakmaya çalışıyorum. Ama çok üzgünüm, sanırım senin kadar başarılı olamıyorum… Dur, dur üzülme! Bu ne senin ne benim suçum. Sen doğruyu, güzeli, iyiyi öğrettin öğretmesine…

BABAMA MEKTUP

Sevgili Babacığım, Biliyorum çok uzaklardasın. Ama aramıza giren senelere inat, otuz iki yıldır, ben hep bıraktığın yerdeyim. Yüreğime serptiğin tohumları büyütüyorum şimdi. Hani iyi tohumları hiç yitirmek istemeyen bir çiftçi misali sürekli; evladıma, öğrencilerime etrafımdaki herkese serpmeye çalışıyorum o tohumlardan. Biliyor musun, sen gideli dünya çok değişti baba. İnsanlar çok…

BİL Kİ…

Tam otuz bir yıl olmuş birbirimize son kez el sallayalı… Bir ağustos sabahıydı. Sen, kutsal topraklara gidecek olmanın heyecanıyla kanatlanmış uçuyorken ilk kez kanatlarının altında olamadığım için üşüyordum ben. Uçak seyahati henüz bu kadar yaygın ve uygun değildi. Sen, yeni çıkan klimalı -ki zamana göre konforlu sayılan- otobüsün içinde otururken…