• Genel,  Köşe Yazıları

    BENZEMEZ KİMSE SANA…

    Koca bir asra yaklaşan bir ömür, bu sabah evrilerek kim bilir belki de yeni âlemlerde vücut bulurken, ardında hayat verdiği onca eserin yanı sıra, o muhteşem sesin aşığı sanatseverleri boynu bükük bıraktı. Oysa seslendirdiği eserlerle kim bilir kaç neslin yarasına merhem olmuş, acısını paylaşmıştı usta sanatkâr…? “Ben şarkı söylemiyorum, güfteyi anlatıyorum” diyerek alkış sesiyle hipnozdan çıkmışçasına kaybettiği kendine geri dönüşünü anlatırken, parlayan o kara gözlerle kaç aşığın canını yakmış, kaç güftekârın sözlerine konu olmuş, kaç bestekârın bestesinde dolaşmıştı kimbilir?… O, hocaların hocası, Türk sanat musikisinin ışıldayan neonlarının en parlağı, yıldızı değil güneşi olmuş muhteşem bir sanatkârdı. Cemal Süreya’nın ifadesiyle “en doğurgan”  ses olarak içinden geçtiği bütün kuşakları etkilemiş bir müzisyendi…