• Genel,  Köşe Yazıları

    CELLATLAR

    Nefesleri ölüm kokan adamlar dolaşıyor sokaklarda… Yaşadığı günden beslenmeyen, karanlık çağların cellatları, ellerini kollarını sallayarak geziyorlar… Çığlıklarını yüreklerimizin derinlerinde ürpererek işittiğimiz, suçsuz günahsız savunmasız bedenlerin kan emicisi caniler, maskelerinin ardında bizden biriymişçesine dolaşırken etrafımızda, sinsice sızıyorlar aramıza… Duygudan arınmış şiddetin, Orta Çağ’dan kalma hasta zihniyetlerin giderek arttığı toplumumuzda ölümden beslenen hayatların var olduğunu görmek yüreklerimize onulmaz yaralar açarken bu gidişe “dur” diyememenin zayıflığı karşısında hayata tutunmaya çalışan insan güruhuna dönüşmenin acziyetiyle kıvrandığımızı görmenin tarifi yok, ifadesi yok, anlamı yok… Cellatlarımızla birlikte aynı havayı soluyarak aynı oksijenden hayat buluyor olmaktan tiksiniyorum. Böyle insanlık dışı varlıklarla bilmeyerek istemeyerek de olsa temas etmek tıpkı Roma İmparatorluğunda yaşayan insanlar da olduğu gibi onursuz hissettiriyor……