• Genel,  Köşe Yazıları

    İSTİSMAR

      Minicik ellerinin arasından kayan bardak, nasıl olduğunu anlamasına fırsat vermeden bedenine çarpmış ve akıl erdiremediği bir hızda yere düşüp parçalara ayrılmıştı. Bir anda yukarıdan aşağı kahverengine boyanmıştı her yer ! Kakaolu sütün sıcağına bulanan şekerin yapışkan hali, yere dağılan cam parçacıklarını birbirine yapıştıramasa da; ellerini, zamk gibi tutsak etmişti kendine. Küçücük yüzünü, sağlı sollu ortalayan ve korkuyla bakan koca kara gözleri, en az bir metre yukarıdan kendisini süzen bir çift kızgın bakışla buluştuğunda, fare kalbi kadar hızlı çarpan yüreği yerinden fırlamak üzereymiş gibiydi o sırada. “Ellerim küçük, kasten dökmüyorum sütümü. Ne olur vurma ellerime, benim bir suçum yok ki; neden vurduğunu anlamıyorum bile…!” diyen suçlu bakışların altında ezilen o…