BİR ELEK MİSALİ…

    İçimizden geçenler ve yaşadıklarımız… Birçoğu belki de birbiriyle hiç tanışmadı. Oysa biz, soyuttan somuta bu iki kavramın derinliğinde gel-gitlerden oluşan dünyalar arasında mekik dokuyoruz yıllardır. Bir ütopya ile distopyanın tam orta yerine kurduğumuz hayatların gölgesinde kalan bu masalsı dünyaları, kayıp kıta Mu’nun akıbetine sürüklerken içimizde, kürek çekiyoruz kurtulmak…

daha fazlasını oku

YALNIZ NEVBAHAR

    Tek bir mevsime sığar mı koca ömür? Elbet yağmur da yağacak, güneş de açacak. Yıldırımlar düşecek, şimşekler çakacak üstümüze… Kara bulutlar, tren misali dizilecek katar katar göğümüze. Depremler olacak sarsacak yüreğimizi en derinden. Bir hortumun ucunda asılı kalacak hayallerimiz.  Biz yine de düşmanların varlığını bilip ona göre yılmadan…

daha fazlasını oku

NAMAZ ZAMANI NAMAZ, HORAN ZAMANI HORAN…

  Biz, Türk milleti olarak bir türlü zamanı doğru kullanmayı öğrenemedik. ( Kullanan azınlığı tenzih ederek…) Oysa tekrar kazanılamayan tek servettir zaman.  Bu sebeple biz ve bizim gibiler için günümüzün moda tabiriyle “zamanı doğru yönetmek”  diye bir kavram gelişmiştir dünyada. Nedense, plan yapmayı başaramıyoruz. Bodoslama dalıyoruz güne, sonra akşam elde…

daha fazlasını oku

HADDİNİ BİLMEK

Herkesin her şeyi çok bildiği bir ülkede yaşıyoruz. Eğitimlisinden eğitimsizine, zengininden fakirine herkes çok biliyor!… Neyi mi?… Her şeyi… Şöyle kafanızı kaldırıp bir bakın çevrenize; etrafınızda doktordan çok doktorluğu bilen, öğretmenden çok öğretmenliği bilen, mimardan çok mimariyi bilen, esnaftan çok esnaflığı bilen insanlar yok mu? Doktora gittiğinde nerdeyse yazacağı ilaca…

daha fazlasını oku