• Genel,  Köşe Yazıları

    KOL KIRILIP YEN İÇİNDE KALMAYACAK

                   Kol kırılıp yen içinde kaldı kalalı bu haldeyiz. Geride bıraktığımız 365 günde 381 kadın öldürüldü erkekler tarafından. Bağırmak, sesini duyurmak yerine susmayı öğrettiğimiz ne yapsalar ayıp saydığımız, namus kelimesini sarıp sarmalayıp sadece onların sırtına sardığımız, mağduriyetini, başına gelenleri söylemek yerine mağdur eden kişiye mecbur bıraktığımız kadınlarımız, kırılan kollarını yen içinde tutabilmek için ölüyorlar, öldürülüyorlar bir bir.                Yok efendim, kol kırılıp yen içinde kalmayacak, kalmamalı! Kol kırılmadan tedbir alınmalı. Alınamamışsa, kırılan kola dokunan eller kırılmalı. Kırılmalı ki bir daha dokunamasın, dokunamasın kimse.                Kızın mı var derdin var; erkeksiz evde duman tüter mi?; Kız doğuran tez kocar; Kızını dövmeyen dizini döver; Oğlan olsun, deli olsun, ekmek olsun kuru olsun;…

  • Feminist Bakış,  Genel,  Köşe Yazıları

    ÖLÜ KADINLAR KOROSU

    İnsanlığını yitiren insan müsveddelerinin, vahşice öldürdüğü kadınların, sessiz çığlıklarını örttü toprak. Çocuğuna hasret anaların, gençliğine doyamayan kızların, hayatlarının baharında toprak olan bedenlerin canları yanmıyor artık ama ruhları da huzur bulamıyor ne yazık! Bir ağıt yükseliyor bugün Anadolu’nun bağrından… Ve her gün yeni bir yürek susuyor adını ölü kadınlar korosuna yazdırarak! Biz mi? Bizse ahlanıp vahlanmaktan, sosyal medya hesaplarından aparıp köpürmekten herkes gibi beylik lafları etmekten öte bir şey yapamıyoruz hâlâ! Kadın çiçektir, kadın melektir, kadın şudur budur… Kimse kadın İNSAN’dır demiyor. Yok, arkadaş, kadın çiçek miçek değil, kadın insandır! Şunu önce bir kafanıza kazıyın! Neden erkek şudur, budur denmiyor da kadına bir şeyler yakıştırılmaya çalışılıyor ? Önce beyinlerinize işlenen o…

  • Genel,  Köşe Yazıları

    ESKİ BİR ŞARKININ NAKARATI

    “Dünyadaki en güçlü insanlar kimdir diye sorsalar; kendi başının çaresine bakmayı bilen kadınlardır derdim.” Cemal Süreya    Güçlü kadınları severim. Bir kadının önce kendisi için var olmasını, dik durmasını isterim. Bu nedenle tüm romanlarımda güçlü kadın karakterler tasvir etmeye özen gösteririm. Bilirim ki kadın, yaratılmışların içinde en şerefli olarak nitelendirilen ve adına “insan” denilen varlığın iki cinsinden biridir. Ve yine bilirim ki her cins farklı görevlerle donatılmıştır bu dünyada. Biri olmadan diğerinin olamayacağı şekilde; ki biri diğerine üstün olmasın. Yaratılışta eşit olarak var olan bu iki türün sonradan birbirinin üzerine çıkmaya çalışması ve birinin diğerini ezmeye çalışması neden o zaman? Hayatı paylaşmak varken hayatı parçalamak niye? Kadın – erkek eşitliğini…