KORKULUK

KİLİM GAZETESİ/ BADEN-WÜRTTEMBERG, ŞUBAT 2021 Sıkı, sımsıkı tutun yüreğinizi, o giderse, sizden geriye boş bir beden kalacak çünkü! Bilmem yanlış mı düşünüyorum ama sadece ruhunu değil, yüreğini, vicdanını ve tüm benliğini yitirmiş akıl tutulmalarının yaşandığı bir zaman diliminden geçiyoruz. Bizi biz yapan, insanı insan kılan vasıflardan arınmış tarla bekçisi korkuluklara…

SEVGİ

“Sevgiyi, insanın kendi sevme gücü üretir.”                                                               Erich Fromm Mesele sevmek değil aslında; kime sorsam seviyor zaten… Ama nasıl? Sevmenin de şekli mi olur demeyin. “Hem severim hem döverim.” Sözüyle hemhal olmuş bir millet olarak hâlâ bu bağlamdaki söylemleri tasvip ettiğimiz yalan mı? Oysa  “sevmek ve dövmek” kelimelerini aynı başlık…

SEVDADAN GEÇME FASLINDAYIZ…

  Aşkın, hangi surette gönlümüze düştüğünde değil manasını yitirip yitirmediğindeyim ben… Eksik sayfalar, yarım kalmış hikâyeler, aynı dünyada farklı kafalar… Aşk böyle bir şey; yalnızlıktan, özlemden, yarım kalandan beslenen bir şeydir aşk… Dikkat edin, en güzel aşk hikâyeleri hep, yoksunluktan, eksiklikten, hasretten beslenmiştir bu güne kadar. Mutlu biten bir aşk…

AŞK

Aşkın rengiydi o akşam kadının, üzerine giydiği. Kokusunu, gülün kadife yaprağından, rengini alından almıştı. Biraz okyanusun derin mavisinden, biraz dolunaydan ışıltı çaldı gece mavisi gözlerine. Elbisesinin eteklerini havalandıran kavak yelleri, başak rengi saçlarını savurdu sonra. Yüreğine kanat çırpan narin kelebekler, martıların çığlık çığlığa dansını izlerken, heyecanla gök kubbede çınlayan şarkılar…

error: KOPYALAMA YAPAMAZSINIZ !!