• Genel,  Köşe Yazıları

    BİRİ GELSE KAÇAR SÜKÛNU YALNIZLIKLAR…

      “Ah, bilmiyor, hiç kimse bilmiyor kıymetini. Yalnızlığın sebeb-i kutsiyetini…” Hümeyra KAYA Yalnızlığın kesif kokusunu çektim içime. Arkada “Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç…” diyen sanatçının; önde,  yüreğimin sesi birbirine karışırken üstelik. İnce bir kâğıt kesiğinin açtığı yara misali usul usul sızlıyordu yüreğim. Cama düşen yağmur damlalarının süzülüşündeki letafet ve bir zeybeğin toprağa diz vuruşundaki asalet hatırımda olmasa dik duran sırtımı ve omuzlarımı salacaktım çoktan. Mağrur bakışlarımın altına gizlemeyi başardığım ürkek yüreğimin üstünü örtmekten mi yorulmuştum yoksa ne idüğü belirsiz insanların umarsız, sallapati davranışlarını, yüreğimin üzerine basıp geçişlerini mi kaldıramamıştım? Kalabalığın ezici ağırlığından, yalnızlığın kuştüyü hafifliğine saldım bedenimi. Yalnızca insanların nahoşlukları değil, şehir hayatının bencil, gürültücü, kavurucu, boğucu patırtısı da…

  • Genel,  Köşe Yazıları

    HİÇ KİMSE YALNIZ KALMASA!

      Dışarıda kar yağıyor mu, yağmıyor mu, hava soğuk mu sıcak mı hatta gece mi gündüz mü onu bile bilmiyordu genç adam. Başını yasladığı iki elinin arasındaki gece karası, dağınık dalgalı saçlarını avuçlarıyla kavramış, düşüncelerine tutsak soluyordu şimdi yalnızlığını. Yaşamanın, nefes almaktan öte bir şey olduğunu daha iyi anlıyordu üstelik şimdi. Evet, evet, başka bir şeydi yaşamak… Müebbet bir yalnızlığa tutsak olmuştu kalbi, hissediyordu. Onu, içinden yazdığı şiirleri, şarkıları söyleyemeden, gülümseyerek uğurlayışına kızıyordu. Anlamsız gururunun tuzağına düşmüş olmasının acısını hissetti iliklerine kadar. “Gurur benim neyimeydi ki?” dedi mırıldanarak. Yatağının üzerinde asılı duran takvim, hâlâ aynı tarihi gösteriyordu. Kaç yaprak kopması gerekiyordu o günden bu güne bilemedi. Ama bildiği bir şey…

  • Genel,  Köşe Yazıları

    YA SİZE SORSAM?!…

    Çinliler şöyle der:  “ İnsanların umutları gökteki yıldızlar kadardır. Yalnızlık, bir insanın gökteki milyonlarca yıldızdan birini dahi görememesidir. ” Sadece gözlerimizin değil gönlümüzün de kör olmasıdır yalnızlık. Sana uzanan elleri görmemek, söylenen sözleri duymamaktır… Issız kalmanın bir tonudur… Işıksız, renksiz, sessiz hissetmek, üşümektir… En kalabalık caddede insanların arasında kaybolmak bazen, bazen yorgun kalbin tek bir çizgide buluşması bazen de soğuk bir geceyi içselleştirmektir… Kimi zaman okuduğun bir kitabın sayfalarına dalıp bu dünyadan soyutlanmak… Kimi zaman fırtınalı bir denizin ortasında, ölüme meydan okuyarak sırtındaki can yeleğine sarılmak… Kuytu bir gecede, umutsuzca nefes almaya çalışmak… Kalbin hızlı hızlı çarparken, sebebine kulaklarını tıkamaktır yalnızlık. Dört mevsimi kurak yaşamaktır. Yaz yağmurunda sırılsıklam ıslanmak ama…