TAMAMEN DUYGUSAL

Benliği, ruhu ve bedeni arasındaki sınırları çizemeyen insanlar için zor olan bir kavramdır sükûnet. İçinden yükselen alevi soğutacak mekanizması yoksa kişinin; dışa taşar, yakıp yıkar etrafını.

Duygular ve düşünceler arasındaki ince çizgiye ilim, irfan değil de cehalet ve onu körükleyen şeytan sızmışsa orada sükûnet mevzu bahis bile olamaz.

Maddenin kutsallaştığı maneviyatın hükmünü yitirdiği bir zamanda; görünenin ardında saklı bilinçaltındaki duygularıyla hareket eden bir milletiz.

Okur-yazar olandan olmayana, eğitimlisinden cahiline, hâkim olamadığımız duygularımızın esaretinde, damarlarımızda deli akan kanın şehvetine kapılmış, bu nedenle düşüncelerini su yüzüne çıkarmayan bir milletiz.

Doğrusunu bilsek de “Başkaları ne der?” zihniyetiyle gerçek düşüncelerini ifade edemeyen insanların çoğunluğu oluşturduğu bir ülkeyiz; en ciddi meselelerde dahi, duygusallığının tesirinden çıkamayan tamamen duygusal  insanların memleketindeyiz.

İstisnalar elbette mevcuttur; ancak özellikle ifade etmek istediğim şey ilmimizle, bilgimizle değil; etkisinden kurtulamadığımız duygusallığımızla, önüne geçemediğimiz taşkınlıklarımızla yargılar ve peşin hükümler verir olduk. İnsanlar “birey” olarak taşıdıkları sorumlulukların şuurunu kaybederek kitleleri oluşturan figüran tavırlarıyla hareket eder hale geldi.

Oysa dinimiz de ilimden, öğrenmekten ve aklıselim olandan yanadır. Bilirsiniz belki bir gün Sahabe’ den biri Peygamberimize gelerek, “Ey Allah’ın Resulü, bana İslam hakkında bir söz söyle ki, senden başkasına bu konuda başka bir şey sorma ihtiyacım kalmasın” der. Peygamberimizin cevabı herkese, ebediyen yol gösterecek bir öğüt mahiyetindedir: “ALLAH’A İNANDIM DE, ONDAN SONRA DA DOSDOĞRU OL”… Allah’a kâmil iman da, “dosdoğru olmak” da ancak bilmekle, ancak ilimle mümkündür.

Düşünüldüğünde ilimle, bilimle doğruyu bulmak ve doğru olmak da öğrendiğini tatbik etmekten geçer. Tıpkı Yunus’un da ifade ettiği gibi

İlim ilim bilmektir,

İlim kendin bilmektir

Sen kendini bilmezsin

Bu nice okumaktır.

Öğrendiğin ilimi de gereği gibi kullanmaz, doğru hedefler seçmezsen Yunus Emre’nin de dediği gibi “Bu nice okumaktır?”

Ancak bilgiyi kaynağından öğrenen, doğruları bilip de yanlışı seçmeyen, gerçek düşüncesi neyse içi dışı, özü sözü bir olan, duygularını dizginleyip yerine ve zamanına uygun davranışlar sergileyebilen insanların çok olduğu ülkelerde huzur, sükûnet, barış, başarı ve istikrar hâkim olur.

Sosyal medyada paylaşın

Yorum Yazın

error: KOPYALAMA YAPAMAZSINIZ !!