TARİFİ YOK, REÇETESİ YOK, ŞEKLİ YOK…

 “Yurtta Barış, Dünyada Barış”  

                                                    M.Kemal Atatürk

Tarlalara ve ufka / Kuşların kanadına

Gölge değirmenine / Yazarım adını

Bulutun yosununa / Kasırganın terine

Tatsız kaba yağmura / Yazarım adını

Soyut olduğu kadar, somut bir kavram özgürlük… Ne değme yazarların tanımlayabileceği ne değme ressamların çizebileceği bir şey… Tarifi yok, reçetesi yok, şekli yok; her insanda farklı tezahür edebilecek ama aynı yansımayı oluşturacak bir duygu o sadece… Doğduğumla birlikte bütün insanlara bahşedilen Allah’ın bir lütfu…

Dün akşam hem özgürlüğün hem de mutluluğun fotoğrafını gördük… Bir babanın evladına kavuşmasını, hasretle yanan yüreklerin, sevgililerin buluşmasını fotoğrafladı medya… Hem bir anne, hem bir eş hem de babası olmayan bir çocuk gözüyle izledim o muhteşem anı… Gözlerim dolarak, içim burkularak, kalbim acıyarak izledim…

Kokusunu kundakta bıraktığınız bir evladın ilk “Baba!…” deyişini duyamamak, ilk çıkan dişini görememek, ilk attığı adımda yanında olamamak acısıydı belki de hissettiğimiz… Çocukluktan ergenliğe geçen evladının derdine derman olamamak, büyüdüğüne tanık olamamak, elinden tutamamak, düşüncelerine tercüman olamamaktı belki de hepimizi derinden sarsan… İnsan hayatında saniyelerin bile önem arz ettiği çağımızda; hayatın en değerli, en verimli, en güzel yıllarını kaybeden bir insana yaptığımız empatiydi hepimizin yüreklerinde hissettiği.

Özgürlüğü elinden alınmış bir insanın duygularından bahsetmeden daha kalbim dayanmadı hissettiklerime… Bir sürü katil, sapık, hırsız, terörist… sabıkalı sokakta elini kolunu sallayarak gezerken suçsuz yere esaretin soğuk ellerinde kelepçelenen insanların ruhlarında açılan gözle görülemeyen derin yaralar canımızı yaktı… Kaybedilen, telafisi olmayan yılların yükü belki de bizi sarstı böyle derinden…

Hepimiz insanız, kardeşiz dostuz yani biz Türk Milleti büyük bir aileyiz diyoruz ya işte ona istinaden böyle olduk sanırım. Nasıl ki ailemizin üyelerinden birinin canı yandığında bizim de canımız yanarsa öyle oldu galiba… Kendini bu aileden hisseden herkes dün akşam aynı şeyleri hissetti sanırım…

Barış ve  hoşgörünün timsali olan Mevlanaları, Yunus Emreleri, Hacı Bektaş Velileri bağrından çıkaran, tarihi geçmişi adaletle, barışla ve hoşgörüyle anılan bir milletin evlatları olarak Dünya İnsan Hakları Günü’nde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün evrensel insan sevgisinin bir ifadesi olan ‘Yurtta barış, dünyada barış’ temennisiyle…

Sosyal medyada paylaşın

Yorum Yazın