Köşe Yazıları

ZAFER

30 Ağustos Zafer Bayramı’mızın 100. yılında gururla ve minnetle…

Zor yıllardı…

Sakarya’da 22 gün 22 gece süren büyük bir mücadele sonucunda kazanılan başarının ardından düşman ordusu durdurulmuştu ama daha yapılacak çok iş vardı. Durdurulan düşman ordusunun yurttan tamamen atılması gerekiyordu. Bir yıl kadar süren hazırlık sürecinin ardından Mustafa Kemal Paşa, savaş yorgunu askerlerinin durumlarının bilincinde olduğu halde daha fazla beklenemeyeceğini de bilerek hareket etmek zorunda olduğuna karar verdi. Tüm ülke harap ve bitap düşmüştü ama bu yola “Ya istiklal ya ölüm!” diyerek çıkmışlardı bir kere. Zaman, durma zamanı değildi.

Takvimler, 26 Ağustos 1922’yi gösterdiğinde ateşten kan kırmızıya çalan guruba önce keskin bakışlı bir çift mavi gözün gölgesi düştü. Saniyelerin dakikaları, dakikaların saatleri, saatlerin günleri, günlerin geceleri kovaladığı o uykusu kaçmış zamanların ardından Başkomutan Mustafa Kemal Paşa,  Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa (Çakmak), Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa (İnönü) ile büyük bir muharebeyi yönetmek üzere Afyonkarahisar sırtlarındaki Kocatepe’ye çıktı.

Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın, gün doğumuna eşlik eden taarruz emriyle düşman siperlerini vuran top sesleri ve topların yere düştüğü yerlerden yükselen alevli aydınlıklar daha o dakikalarda büyük bir zaferi muştuluyordu.  Mustafa Kemal Paşa’nın olağanüstü askeri dehası, bir milletin azim ve kararlılığı, kıran kırana bir mücadele azmi ile birleşince bir ülkenin var oluş yok oluş mücadelesindeki o büyük adımlardan biri olan o muhteşem zafer, tarih sayfalarına 30 Ağustos gününün altın harflerle kaydedilmesini sağladı.

Zorlu günleri Halide Edip Adıvar “Türk’ün Ateşle İmtihanı” kitabında: “İşgal günlerinde, İtilaf devletlerinin izniyle Yunan Ordusu 15 Mayıs 1919’da İzmir’e çıkarma yaptı. İtilaf donanması İstanbul’a, Fransızlar Adana’ya, İngilizler Urfa, Maraş, Samsun ve Merzifon’a, İtalyanlar, Antalya ve Anadolu’nun güneybatısına yerleşti.” diye anlatıyordu.

Türk ulusu, vatanını kurtarma azmi ve isteği ile işgallere karşı Ata’sının izinden yürümeye ant içmişti bir kere. O yüzden önlerinde duran iki seçeneği de çok iyi görüyorlardı. Ya işgal güçlerine teslim olacaklar ya da yıkılan yakılan bir ülkeyi yeniden ayağa kaldırarak küllerinden doğmasını sağlayacaklardı. Onlar mücadele etmeyi seçti!

Ve canları pahasına kalkıştıkları mücadelede adım adım başarıya yürüdüler…

Ve yıllar sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleri bu zaferin büyüklüğünü anlattı:

“Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Savaşı ve onun son parçası olan 30 Ağustos Zaferi, Türk tarihinin en önemli dönüm noktasıdır. Ulusal tarihimiz çok büyük, çok parlak zaferlerle doludur ama Türk ulusunun burada kazandığı zafer kadar kesin sonuçlu, yalnız bizim tarihimize değil, dünya tarihine yeni bir adım vermekte kesin etkili bir meydan savaşı hatırlamıyorum. Besbellidir ki yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyeti’nin temeli burada sağlamlaştırıldı, ölümsüz yaşayışı burada taçlandırıldı. Bu alanda akan Türk kanları, bu göklerde uçuşan şehit ruhları, devletimizin, cumhuriyetimizin ölümsüz koruyucularıdır. Türk ulusu burada kazandığı zaferle, açığa vurduğu gücü ve istemiyle, bu belli gerçeği bir kere daha tarihin bağrına çelik kalemle koymuş bulunuyor.”

Bizler, bu bilinçle bugün bu büyük zaferin 100. yılında canları ve kanları pahasına savaşarak bize bu toprakları vatan kılan başta Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın, silah arkadaşlarının ve tüm şehitlerimizin, ebediyete intikal eden gazilerimizin önünde saygıyla eğiliyor; onları, minnet, rahmet ve duayla yâd ediyoruz.

30 Ağustos Zafer Bayramımızın 100. yılı kutlu olsun!

Paylaşın herkes okusun ;

eğitimci, yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir