ZAMAN MAKİNASI

Yaşanası bir dünyada, çocuk cıvıltılarıyla dolu nice güzel bayramlara…

Binsem zaman makinama ve 99 yıl öncesine varsam.

Açıp kapısını insem ve bir de baksam, Mustafa Kemal Paşa’nın, 21 Nisan 1920’de Anadolu’daki bütün askerî ve mülkî makamlara Büyük Millet Meclisi’nin açılışından önce yapılacak olan törenlerle ilgili “1. Allah’ın cömert ihsanı ile Nisan’ın yirmi üçüncü cuma günü, cuma namazından sonra Ankara’da Büyük Millet Meclisi açılacaktır.” diye başlayan ve “İşbu tebliğin hemen yayınlanıp gönderilmesi için bütün vasıtalara başvurulacak ve hızlı bir şekilde en ücra köylere, en küçük askerî kıt’alara ve memleketin bütün kuruluşlarına ve müesseselerine yollanması sağlanacaktır. Ayrıca büyük levhalar hâlinde her tarafa asılacak ve mümkün olan yerlerde bastırılıp bedava olarak dağıtılacaktır. 6. Cenâb-ı Hak’ka tam bir muvaffakiyet için niyaz edip yalvarıyoruz.” diye biten meclisin açılış emrinin yayılışına tanıklık etsem.

Sonra, Meclis’in açılış gününe şahit olan gazeteci Enver Behnan Şapolyo’ya eşlik etsem ve onun meclis binası ve açılışına dair yazdığı şu satırlara tanık olsam: “Bina henüz tamamlanmamıştı. Kiremitleri bile döşenmemişti. Pek çok noksanları vardı. Kiremit yetmedi. Ankaralılar kendi çatılarından kucak kucak kiremit taşıyarak çatıyı kapattılar. Bu manzara çok anlamlıdır. Meclis’te mebusların oturacağı sıra bile yoktu. Ankara Muallim Mektebi’nin tatbikat okuluna ait sıralar getirildi. O tarihte Ankara’da elektrik de yoktu. Kahvelerin birinden alınan petrol lambası asılarak aydınlatma meselesi halledildi. Salonun koridoruna, mebusların su içmesi için üç küp konuldu, üzerlerine maşrapa bırakıldı. Sokağa bakan ilk oda da Riyâset Odası yapıldı. Daha sonra meşhur Hattat Hulûsi Efendi’nin yazdığı “Hâkimiyet Milletindir” tabelası, kürsünün arkasına asıldı.”

Yaşanan tüm yokluğa, yoksulluğa rağmen, milletin azim ve iradesinin, birlik ve beraberliğinin güzelliğini hissetsem.

Sonra 23 Nisan 1920 Cuma günü, kalabalığın arasına ben de karışsam Cuma namazından sonra kalabalık tekbir sesleri eşliğinde meclisin önüne gelsek. Burada kurbanların kesildiğine ve Bursa Mebusu Hoca Fehmi Efendi coşkulu bir dua okuduğuna tanık olsam.

Meclis salonunda herkes yerini aldıktan sonra hocaların, dua ayetlerini hep bir ağızdan okuduklarını izlesem. Hacı Bayram Velî Türbesi’nden alınan Sancağın, kürsüye dikilişini, rahle üstünde getirilen Kur’an-ı Kerim ve Sakal-ı Şerif de kürsüye konduğunu görsem.

“Egemenliğin kayıtsız şartsız milletin” olmasındaki ilahi ruhu teneffüs etsem.

Haftada iki kez çıkan ve Millî Mücadele’nin neşriyat organı olan Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde TBMM’nin açılış merasimine yer veren, 28 Nisan 1336 (1920) tarihli nüshasını alsam elime, sırtımı o meclis binasına yerleştirilen sıralardan birine yaslasam ve okusam.

Sonra yine zaman makinama binip M. Kemal Atatürk’ün, 23 Nisan 1929’da bu bayramı çocuklara armağan ettiği o muhteşem güne tanık olsam ve 23 Nisan’ın ilk defa 1929 yılında Çocuk Bayramı olarak kutlanmaya başlandığı günlerdeki coşkuyu yaşasam. Çocuk ruhumla şenlensem.

Atatürk’ün “Türk milletinin geleceği, bugünkü çocuklarının doğru görüşü ve yorulmak bilmeyen çalışma azmi ile büyük ve parlak olacaktır.” derken izlesem. Çocuklardan ve gençlerden bahsederken çakmak çakmak parlayan o mavi gözlerin derinliğine insem. “Küçük Hanımlar, Küçük Beyler, sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız. Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim, kıymetli olduğunuzu düşünerek, ona göre çalışınız. Sizlerden çok şeyler bekliyoruz!” dediği konuşmasındaki çağdaş Türk gençliğini nasıl hayal ettiğine tanık olsam.

Ve tüm bunları bugünün çocuklarına ve gençlerine de izlettirebilsem. O inancı, o azmi, o ruhu yeniden yakalayabilen çocukların cıvıltısıyla şenlense bugün vatanım. Aynı azimle okuyan, araştıran, spor yapan, sanat yapan, bilim ve felsefe üreten bir neslin inançlı ve aydınlık yüzleri ile şenlense yurdum.

Hiçbir çocuğumuzun zarar görmediği, istismara uğramadığı, küçük yaşlarda evlenmek zorunda bırakılmadığı… Coşkuyla, kutlayacağımız daha nice 23 Nisanlara…

Topraklarımızı vatan kılan, çağdaş, yaşanabilir modern bir ülkeyi bizlere emanet eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere; bu uğurda emek harcayan, azmiyle, gücüyle, canıyla, kanıyla güzel ülkemizi bize bırakan tüm şehitlerimizi rahmet, gazilerimizi de minnetle anıyorum.

Kuş cıvıltılarına eşlik eden çocuk cıvıltılarıyla şenlenecek nice 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramlarına erişmek dileği ile…

BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!…

Sosyal medyada paylaşın

Yorum Yazın

error: KOPYALAMA YAPAMAZSINIZ !!